|
Kuraklık Kıskacındaki Bereket: Şanlıurfa Tarımında İklim Değişikliği ve Geleceği Kurtarma Reçetesi
Değerli URFAPRESS Okurları,
Geçtiğimiz hafta bu satırlardan sizlere ilk "Merhaba"mızı düşürmüş; akademisyen, bilim insanı, spor adamı ve TEMA Vakfı Şanlıurfa İl Temsilcisi kimliğimle bu kadim kentin toprağını, suyunu ve doğasını bıkmadan, yorulmadan savunacağımı ilan etmiştim.
Bugün, sözümüzün arkasında durarak Şanlıurfa’mızın en hayati, en çok alarm veren meselesini; iklim değişikliğinin tarımımıza olası etkilerini ve geleceğe temiz, yaşanabilir bir Urfa bırakmak için acilen atılması gereken adımları masaya yatırıyoruz.
Şanlıurfa, tescilli 1 milyon 100 bin hektar tarım alanıyla Türkiye’nin gıda güvenliğinin sigortası, tarımın başkentidir. Pamukta ve mercimekte Türkiye lideri, fıstıkta 45 milyon ağaç varlığıyla dünya devi, buğdayda ise yıllık 1 milyon 718 bin tonu aşan üretimiyle ülkenin ikinci büyük ambarıyız. Ancak bu devasa potansiyel, kapımıza dayanan küresel iklim kriziyle birlikte tarihin en büyük tehdidiyle karşı karşıyadır.
Kapımızdaki Tehlike: İklim Değişikliğinin Urfa Tarımına Olası Etkileri
Şanlıurfa, coğrafi konumu gereği kurak ve yarı kurak iklim kuşağında yer alıyor. Son yıllarda ilimizin yıllık ortalama yağış miktarı 400 mm civarında seyretse de, iklim değişikliği bu dengeleri altüst ediyor. Peki, bizi yakın gelecekte neler bekliyor?
1. Aşırı Sıcaklıklar ve Evaporasyon (Buharlaşma) Artışı: Artan sıcaklıklar toprakta ve su kaynaklarında buharlaşmayı katlayacaktır. Bu durum, GAP ile binbir emekle barajlarımızda topladığımız ve fiilen 579 bin 080 hektar alanda kullandığımız can suyumuzun tarlaya ulaşmadan havaya karışması demektir.
2. Yağış Rejiminin Bozulması ve Kuraklık Riski: Yağışların zamansal dağılımı istikrarsızlaşmaktadır. Yağması gereken dönemde düşmeyen yağmur, tarımsal kuraklığı tetiklerken; aniden düşen şiddetli sağanaklar ise ekili arazilerimizde sel felaketlerine ve en büyük düşmanımız olan erozyona yol açacaktır.
3. Ürün Deseninde ve Verimde Kayıplar: Stratejik ürünlerimiz olan pamuk, buğday ve fıstık, yüksek sıcaklık stresine girdiğinde polen dökümü ve dane dolumu olumsuz etkilenecek, rekoltede ciddi düşüşler yaşanacaktır. Ayrıca değişen iklim, yeni bitki hastalıkları ve zararlılarının ovaya dadanmasına zemin hazırlayacaktır.
Geleceğe Temiz ve Yaşanabilir Bir Urfa Bırakmak İçin Ne Yapmalıyız?
Bizler bu toprakları geçmişten miras almadık, geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızdan ödünç aldık. 1 santimetre toprağın oluşması için 500 yıl gerekirken, Türkiye topraklarının %78,7’sinin yüksek ve orta derecede çölleşme riski altında olduğunu, ilimiz meralarının ise %54’ünde bitki örtüsünün zayıfladığını bilerek hareket etmeliyiz.
Temiz ve yaşanabilir bir Şanlıurfa için acil eylem planımız şunlardır:
1. Suda Tam Tasarruf ve Modernizasyon
Gelecekte bir damla suyun bile hesabı yapılacaktır. Toprağımızı tuzlaştıran, çoraklaştıran ve suyu heba eden vahşi (salma) sulama yöntemlerini tamamen yasaklamalıyız. Mevcut açık kanal sulama sistemlerimizi, buharlaşmayı sıfıra indirecek basınçlı ve borulu kapalı şebekelere dönüştürmeliyiz. Çiftçimizi damlama ve yağmurlama sistemlerine geçmeye zorunlu kılmalı ve desteklemeliyiz.
2. Akıllı ve Planlı Kimyasal Kullanımı
Sulama imkanlarının artmasıyla ovada kimyasal gübre ve ilaç kullanımı kontrolsüzce tırmandı. Toprağa boca edilen her fazla kimyasal, yer altı sularımızı kirletmekte ve toprağın biyolojik ömrünü bitirmektedir. Kesinlikle Toprak Analizine Dayalı Reçeteli Gübreleme modeline geçilmeli, üniversitemizin laboratuvarları ve tarım enstitülerinin bilimsel araştırmaları rehberliğinde "Hassas Tarım" teknikleri uygulanmalıdır.
3. Agresif Ağaçlandırma ve "Yeşil Kuşak" Hamlesi
TEMA Vakfı Şanlıurfa Temsilciliği olarak her platformda haykırıyoruz: Orman varlığı bakımından Türkiye’nin en fakir illerinden biriyiz! Şanlıurfa’nın sert iklimine, sıcağına ve kuraklığına dayanıklı meşe, yabani fıstık (menengiç) ve alıç gibi türlerle kentin etrafında devasa yeşil koridorlar oluşturmalıyız. Harran Ovası’ndaki tarım arazilerinin ve drenaj kanallarının çeperlerini ağaçlandırarak rüzgar kıranlar oluşturmalı, mikroklimayı korumalıyız.
4. İklime Dirençli Tohumlar ve Münavebe (Ekim Nöbeti)
Bilim dünyası olarak kuraklığa, yüksek sıcaklığa ve tuzluluğa dayanıklı yerli tohum çeşitleri geliştirmek zorundayız. Çiftçimizin sürekli aynı ürünü (örneğin üst üste pamuk) ekerek toprağı yormasının önüne geçmeli, toprağı besleyen baklagillerle münavebeli ekimi zorunlu kılmalıyız.
Son Söz: Doğaya Karşı Değil, Doğayla Birlikte Üretim
Değerli hemşehrilerim, iklim değişikliği uzak bir geleceğin sorunu değil, bugünün yakıcı gerçeğidir. Eğer bugünden tezi yok suyumuzu korumaz, toprağımızı kimyasallarla zehirlemeye devam eder ve şehrimizi yeşillendirmezsek; yarın ne pamuk ekecek bir toprak ne de onu sulayacak bir Fırat bulabiliriz.
Gelin; kamu kurumlarımız, yerel yönetimlerimiz, Harran Üniversitemiz, sivil toplum kuruluşlarımız ve fedakar üreticilerimizle el ele verelim. Akıl terini alın teriyle birleştirerek Şanlıurfa’yı iklim krizine karşı dirençli, yeşili bol, havası temiz ve toprağı canlı bir vizyon kenti yapalım.
Unutmayalım: Toprağını koruyan, geleceğini korur!
Geleceğimizin su gibi aziz, toprağımız gibi bereketli olması dileğiyle...
Kalın sağlıcakla.
Prof. Dr. Ali Rıza ÖZTÜRKMEN
TEMA Vakfı Şanlıurfa İl Temsilcisi
Harran Üniversitesi Ziraat Fakültesi
Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü Öğretim Üyesi– Şanlıurfa
|