|
DÜĞÜN ŞAMATASI |
 |
26 Temmuz 2026 06:31
|
|
URFAPRESS Yazarı,Eğitimci-Yazar Ayten DOĞAN köşe yazısında bakın neleri yazdı?
|
|
|
DÜĞÜN ŞAMATASI
Merhabalar Sevgili Okur Dostlarım,
Umarım hayatınızdaki her şey yolundadır. Bu gün, belki de çoğunuzun rahatsız olduğu bir konuya değineceğim: Düğünler…
Eskiden, samimiyetin neşenin ve uygun bütçeli paylaşılan mutlulukların simgesi olan düğünler şimdilerde birer gövde gösterisine dönüşmüş durumda maalesef!
Öncelikle şunu söyleyeyim iki kıytırık gazeteye “ Urfa’nın iki ünlü ailesinin düğünü.” diye manşet attırınca ünlü mü oluyorsunuz? Ünlü aile olmaktan kastınız ne? Ünlü düğününde kimin başı göğe eriyor? Ünlülerin düğünü nasıl, ünsüzlerin düğünü nasıl Allah aşkına biri bana açıklayabilir mi? İkisinde de gelin damat ya da sünnet çocuğuyla davetliler olmuyor mu?
Ya şu organizasyonlara harcanan paralara ne demeli peki. Geçen gün bir yerde tanık olduğum olay aynen şu: Kına gecesinde kızına organizasyon şirketiyle anlaşan bir anne onun parasını ödemek için kredi çektiğini söyledi. Yani o şirketlerin garip şovları olmazsa gelinin kınası tutmaz mı acaba? O organizasyonlarda gelin de damat da üçüncü dördüncü plana atılıyor. Gençler anı yaşayamıyorlar, en özel günlerinin kahramanı olamıyorlar bile.
Yazıktır günahtır ya gerçekten evlenen insanların zaten yeterince maddi giderleri oluyor ama ne yazık ki gençler evlerine aldıkları eşyalardan çok düğünlerinin organizasyonuna para veriyor. Ondan sonra ilk günden kavga gürültü başlıyor. Bunu sen istedin; onu sen istedin, diye.
Gençlerin huzurla, mutlulukla hayatlarını birleştirdikleri en güzel günlerine sevdiklerinin şahit edilmesi ve onlarla eğlenmesi düğünlerin özüdür. Bu öz gitti maalesef onun yerine korkunç bir tüketim çılgınlığı başladı.
Merak ettiğim ve bir türlü cevabını bulamadığım sorunun cevabını belki siz açıklarsınız bana. Kına gecelerinde gelinlerin üç beş kıyafet değiştirmesinin arkasında görgüsüzlükten başka ne olabilir? Hadi bir abiye kına kıyafetiniz oldu sonra da geleneksele uygun olsun diye kendin bir de bindallı giydiniz. Peki, diğer kıyafetler…
Bu tarz düğünler gerçek samimiyeti ve mutluluğu tüketiyor. Herkes kendine biçilmiş görevi tamamlamak için bulunuyor sanki orada. Onunla fotoğraf çekip paylaşayım, bununla biraz sohbet edeyim yan yana görüneyim derdindeler. Kim kiminle oynamış kim ne kadar altın takmış, kimin kıyafeti ucuz bir satıcıdan
alınmış kiminki en iyi butikten bütün meşgaleler bu ve benzerlerinden başka bir şey değil.
Görkemli düğünler yapmak bir geceye milyonları yatırmak kişilerin kendi bilecekleri şeydir, saygı duyarız, der çıkarız onaylasak da onaylamasak da. Asıl sorun bunun artık bir zorunluluk ve statü yarışı halini almış olmasıdır. İnanın evlenme çağında olan birçok genç bu zorunluluklar ve omuzlarına bindirdiği yükten dolayı evliliğe yanaşmıyor bile…
Gençlerin mutluluğu onlara takılan takılarla, salondaki süslemelerle ya da tutulan orkestra ile ölçülemez. Onlar ancak güzel bir başlangıç yapabilirlerse saygıyla sevgiyle yıllara uzanan evlilikleri olur. Geçen okumuştum bir gazetede: Bir çift evlendikten üç yıl sonra boşanıyor. Kadına nafaka kararı çıkıyor Adam diyor ki ben daha onun düğün masraflarını bitirmedim ki! Güler misin ağlar mısın?
Keşke kimse komşusunu, akrabasını kıskanmasa, herkes birbiriyle yarışmasa, insanlar kendi güçleri kadarıyla ve kendi istedikleri gibi düğünlerini yapsa. Belki de gençlerimiz daha mutlu olacaklardır.
Herkesin birbirine saygı duyduğu, kıyaslamadığı, sadece kendisi olabildiği günlerde buluşmak üzere bir sonraki yazımızda buluşmak dileğiyle sevgi ve huzurla kalın…
|
|
|