Anasayfa     Günün Haberleri     Urfapress Tv     Yazarlar     Foto Galeri     Künye     İletişim  

  17 Haziran 2026

   İNME NEDİR?   İNME NEDİR?   ALTIN FİYATLARI BEKLEMEYE GEÇTİ   ALTIN FİYATLARI BEKLEMEYE GEÇTİ   MERALAR YOK OLUYOR   MERALAR YOK OLUYOR   TIR PETROLDE ALEV ALEV YANDI   TIR PETROLDE ALEV ALEV YANDI   FECİ KAZADA ÖLÜLER VE YARALILAR VAR   FECİ KAZADA ÖLÜLER VE YARALILAR VAR   URFA'DA ARAÇ ALEV TOPUNA DÖNDÜ   URFA'DA ARAÇ ALEV TOPUNA DÖNDÜ  



Site İçi Arama

Röportaj

EKREM GERGİNCİ-URFAPRESS RÖPORTAJI

 URFAPRESS yazarı Ekrem GERFİNCİ-URFAPRES.NET Röportajı..

Anket

URFASPOR 1.LİG'E ÇIKARMI?
EVET
HAYIR

Günün Manşetleri

BELİRTİLERİ NELERDİR?

URFA'DA ARAÇ ALEV TOPUNA DÖNDÜ

URFA KAYAK MERKEZİ KİRAYA VERİLİYOR

MERALAR YOK OLUYOR

FECİ KAZADA ÖLÜLER VE YARALILAR VAR

BELİRTİLERİ NELERDİR?

İNME NEDİR?

İZCİ AİLESİNİN ACI GÜNÜ

FECİ KAZADA ÖLÜLER VE YARALILAR VAR

URFA'DA ARAÇ ALEV TOPUNA DÖNDÜ

Günün Fotoğrafı

Önemli Linkler

Hava Durumu

SİZE DE HAYYE ALE'L-FELÂH HATİPOĞLU

 

SİZE DE HAYYE ALE'L-FELÂH HATİPOĞLU


"Hayye ale'l-felâh..."(Kurtuluşa gelin.)

Günde beş kez semaya yükselen bu çağrı, insanoğlunun en eski meselesi, sözde modernizmin etkisiyle her gün içi biraz daha boşaltılan insan ruhunun aslında tam olarak neye kulluk ettiği konusuna yine bir yerlerinden dokunmuş olmalı belli ki


Ne yazık ki içinden geçmekte olduğumuz bu çirkin çağın insanı; teknoloji, tüketim, gösteriş, şaşa derken bitmek bilmeyen dünyevî meşguliyetlerin içersinde öylesine kayboldu ki artık ona "dur, yavaşla" diyen her sesi kendine ve yaşam şekline bir tehdit olarak algılar hale geldi.


Günlerdir gündemi meşgul eden malum mevzuyla ilgili olarak ezanın rahatsız ettiği asıl şeyin kulaklar olmadığını tahmin etmeyen yoktur diye düşünüyorum. Aslolan,bir şekilde kurulmuş olan sahte konfor düzenlerine dışardan gelebilecek en ufak bir müdahalenin ruhlarında yarattığı o derin huzursuzluk hissinden başkası değil.

Konuyu etraflıca bir düşünmeye ne dersiniz...


Saatler boyu süren yüksek sesli müziğe, alkış, reklam ve beğeniler derken gece hayatının tüm çirkin ve anlamsız gürültüsüne kendinden geçmiş kalabalıkların yerli yersiz her türden tezahüratlarına anlayış gösterebilen bir insan, sizce birkaç dakikalık ezan sesini neden tahammül edilemez bulur?


Neden mi? Çünkü ezan bir eğlence değildir!


Ezan bir çağrı, ezan bir hatırlatmadır.
''Allahu Ekber'' diyerek Allahın en büyük olduğunu,
Hayatın yalnızca dünya işlerinden ibaret olmadığını,
Ölüm ve ahiretin de var olduğunu anımsatmadır.
Bu uyarı; biz şaşırmaya en kolay meyleden insanoğlu için kulluk bilincini günde beş vakit işlerken beynimize, işte tam da bu meylimizdendir tahammülsüzlük, Ezan-ı Muhammediye' ye...


"Hayye ale'l-felâh" çağrısı, yalnızca namaza değil; biz insanoğlunun özüne dönmesine bir davettir aslında . Dünyanın merkezinde olmadığımızı, ölümün de var olduğunu,insan için hesabın bulunduğunu, hayatın yalnız zevk, eğlence, nefs ve şaşadan ibaret olmadığını hatırlatır bizlere...


İşte bazılarımızın tahammül edemediği şey tam da bu rahatsızlık durumudur.Dünyanın geçici telaşıyla öylesine hemhâl olmuşlardır ki; kendilerini uyandırmaya çalışan sesler bu insanlar için birer tehdittir. Psikolojide de yeri olan bu derin rahatsızlık hissiyatının temelinde yatan asıl düşünce de yine kişinin kendi yaşam tarzıyla çelişen herhangi bir uyaranla karşılaşması halinde çoğu zaman kendisini sorgulamak yerine en etkili yol olan uyarıcıyı susturmayı tercih etmesi durumudur.

Burada vuku bulan sorun cami hoperlörüne yakın bir noktada dahi en fazla 70 ila 90 desibel arasında hissedilen ezan sesinin şiddeti değil,ne yazık ki o sesle verilen mesajın kalplerimizdeki karşılığıdır.


Ezanın çağrısı;'' sen bir fanisin, dur, yavaşla, hisset, düşün '' derken, sözde modern dünya aksini söyler bizlere; ''durma,düşünme, hissetme, yalnızca anı yaşa, hatta sonsuzmuşsun gibi yaşa ve tüket'' der. İşte tam da bu yüzden mesele birkaç dakikalık ses meselesi değil, mesele kalplerimizdeki iki çağrının birbiriyle ölümüne çatışmasıdır.

Bir yanda hakikate çağıran bir ses, diğer yanda ise yalnızca dünyevi zevklere bağlayan diğer sesler...Ve insan, hangisine kulak vereceğine karar verirken aslında aynı zamanda kim olduğunu da seçendir.

Peki şimdi bunca ciddiyetin üzerine yazıyı gülerek mi yoksa ağlayarak mı sonlandırmalı acaba?


Sahnede şarkı söylerken başlayan ezan sesinden rahatsız olup ''bu ülkede böyle şeyler de oluyor''diyerek ne yazık ki ağzından çıkan sözlerin ağırlığını taşımaktan uzak, toplumu birleştirmek yerine gererek,kutuplaştırmaya yönelik söylemlere imza atan ham müsvedde bir temsilcinin soyadının Hatipoğlu olması da apayrı bir ironi oldu hepimiz için tabi.



Hatipoğlu soyadının kökünde yer alan hatip kelimesinin manası tam olarak ; Sözü yerinde ve hikmetle söyleyebilen kişi demektir.Yani hatip kelimesi sadece konuşan değil,konuşmayı bilen, sözün ağırlığını taşıyabilen kişi anlamlarına da gelmektedir...


Tam da bu manadan mütevellit; umarız ve dileriz ki bundan böyle yaşadığınız toplumun değerlerini hedef almadan, soyadınızın hakkına yakışır şekilde ağzınızdan çıkan sözün anlamını ve tabii ki bununla birlikte sorumluluğunu da bundan böyle bilebilirsiniz, isminizi ürettiklerinizle değil de kötü bir ironi ile toplum olarak ilk kez işittiğimiz çok sayın şarkıcı hanımefendi. İnşallah size de ''Hayye ale'l-felâh...''

Ekleme Tarihi: 16 Haziran 2026 04:58

Yazarın Diğer Yazıları İçin

Yorum Ekle

Yazdır

Flash Haber

URFA KAYAK MERKEZİ KİRAYA VERİLİYOR

 Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde kış turizminin önemli noktalarından biri olan Karacadağ Kayak Merkezi için yeni bir dönem başlıyor.

Köşe Yazarları

Erkan GÖNCÜ

 

Dr.Gamze Pınar PARMAKSIZ

 

Prof.Dr.Ali Rıza ÖZTÜRKMEN

 

Ekrem GERGİNCİ

 

Ayten DOĞAN

 

Beyhan KOCAMANEL

 

Mustafa ARISÜT

 

İmam Hüseyin SAVAŞ

 

MEHMET CANBEYLİ

 

Op.Dr.Yusuf Vehbi OCAK

 

Ali ÇİZMECİOĞLU

 

DENEME

 

DENEME

 

DENEME

 

DENEME

 

DENEME

 

Deniz TATLI

 

Anasayfa     Günün Haberleri     Sitene Ekle     Urfapress Tv     Yazarlar     Foto Galeri     Künye     İletişim  

  17 Haziran 2026