|
Kurbanımıza Sahip Çıkalım
Tarihin en eski çağlarından beri bütün toplumlarda ve inançlarda kurban geleneği var olsa da, İslam’da Kurban Bayramı, ilk defa 624 yılında Medine’de kutlanmaya başlanmıştır…
Yine bir Kurban Bayramı yaklaşıyor, Müslümanlar 1402. defa kurban ibadetini yerine getirecek…
Diyanet İşleri Başkanlığı kurban olayını şöyle tarif ediyor:
“Akıl sağlığı yerinde, hür, mukim ve dini ölçülere göre zengin sayılan mümin, ilahi rızayı kazanmak gayesiyle kurbanını kesmekle hem Cenab-ı Hakk’a yaklaşmakta hem de maddi durumu yetersiz olduğu için kurban kesemeyen müminlere yardımda bulunmaktır.”
Koç, koyun, keçi, deve, dana gibi milyonlarca hayvanın kurban edildiği bu bayram aynı zamanda toplumun farklı kesimlerinin umut bağladığı ve beklentiler içine girdiği büyük bir yardımlaşma organizasyonudur.
Tabi bu milyonlarca hayvanın et, deri, kemik ve sakatatının ortada olması muhtaçlar dışında tüccarların da iştahını kabartmaktadır.
Deri tüccarları, sakatatçılar, merdivenaltı lokantalar ve kayıtdışı gıda satıcıları “kurban”dan pay almak için büyük çaba gösterirken, bir de kurbanın bir parçasıyla yetinmeyip tamamına talip olanlar var!
Yerel ve ulusal on binlerce dernek ve vakıf genellikle yurtdışında kesmek vaadiyle kurban bağışı topluyor.
Resmi verilere göre şu anda ülkemizde 100 binden fazla dernek ve 6 binden fazla vakıf hizmet (!) vermektedir.
Aynı siyasi partiler gibi dernek ve vakıf sayısı da iyice kontrolden çıkmıştır.
Sayı arttıkça kontrol zorlaşmakta, suiistimaller başlamaktadır.
Nihayetinde parti, dernek veya vakıf tabelası altında yasadışı işler yapıldığına dair gazete ve televizyon haberlerini hepimiz görmüşüzdür.
Bu dernek ve vakıflar kısa mesajlarla, gazete, dergi, televizyon, internet ilanlarıyla yurtdışında kesmek vaadiyle kurban bağışı toplamaya çalışıyor.
Geçmiş yıllarda bu vakıf ve derneklere yapılan kurban bağışlarıyla ilgili birçok olumsuz eleştiri ve iddia duyduğumdan dolayı, bu sene üşenmeden araştırdım, elliye yakın vakfın ilanını inceledim; 2 bin lira ile 20 bin lira arasında bağışla vekâlet topladıklarını gördüm.
İşte tam bu noktada Cumhuriyet Savcıları, İçişleri Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı ile Ticaret Bakanlığı devreye girmelidir.
Cumhuriyet Savcıları, toplanan bu bağışların yerine ulaşıp, ulaşmadığını kontrol etmeli, bir usulsüzlük ve yolsuzluk tespit edilmesi halinde normal dolandırıcılığın daha üstünde bir ceza verilmesi için soruşturma açmalıdır.
İçişleri Bakanlığı, vakıf ve dernek sayılarına sınırlama getirecek yasal düzenlemeler üzerinde çalışmalıdır.
Tarım ve Ticaret Bakanlığı da koordineli bir çalışmayla bu 2 bin liralık koyunları bulmalı ve eğer dünyanın bir yerinde 2 bin liraya satılan koyun varsa, bu koyunlar veteriner kontrolü sonrasında gemilerle Türkiye’ye taşınarak et fiyatları düşürülmelidir.
Bunlar devletin yapması gerekenler…
Tabi fert olarak bizim de yapmamız gerekenler var, bizler de görevimizi yapmalıyız.
Nedir bizim görevlerimiz:
Bizim görevimiz öncelikle kurbanın ruhuna uygun hareket etmektir…
Eğer 20 bin lira maaş alan bir emekli değilsek, 28 bin lira maaş alan bir asgari ücretli değilsek ve icra dairelerindeki 25 milyon dosyadan biri bize ait değilse, bütçemize uygun sağlıklı bir kurbanlık bulup, pazarlık ederek satın almalıyız.
Kurbanı kendi elimizle kesmeli veya gözetimimizde bir kasaba kestirmeliyiz.
Kesim işlemi tamamlandıktan sonra üçe ayırmalıyız. Bir kısmını kurban kesemeyen komşu, akraba, arkadaş ve diye yoksullara dağıtmalı, bir kısmını evimize gelen misafirlere ikram etmeli, geri kalan kısmını ise ailemizin tüketmesi için muhafaza etmeliyiz.
Akraba, komşu, arkadaş, eş-dost, tanıdık ve hemşerilerimiz arasında milyonlarca insan kurban kesemezken, evine et alamazken, milletçe çok büyük bir ekonomik çıkmaza girmişken, kurbanı yurtdışına bağışlamak doğru bir davranış değildir.
Türk töresinde ve İslam ahlakında akla ve mantığa uymayan bir şey yoktur.
Töremiz ve inancımızın buyruğu gereği yardımlaşma en yakınımızdan başlayarak halka halka genişlemeli, mensup olduğumuz millette, yaşadığımız ülkede muhtaç insan kalmazsa ancak o zaman başka ülke ve milletlere yardım elimizi uzatmalıyız.
Birileri beni farketsin, falanca vakfın bağışçı listesinde benim de adım bulunsun gibi düşüncelerle kurbanımızı gösterişe kurban etmeyelim.
|