|
YAŞARKEN DE BÜYÜKTÜN,GİDERKENDE.......
Ülke bir büyük insanını daha kaybetti.Yazarlarımızdan Belgin Turan Satıcı hanım benden önce davranmış konuyu ele almakta.Tahmin ediyorum yaşı itibariyle Lefter'i seyretme şansı olmadığı gibi,tanışma imkanıda olmamıştır.Buna rağmen duydukları ve okuduklarıyla duyğulanmış,çok güzel ve çok da duyğulu bir yazı yazmış.İşte büyük insanların büyüklügü burada.Hanımefendinin kalemine sağlık.
Ben Lefteri futbolcu olarak beş yıl büyük bir zevkle seyretme şansını yakalamış biriyim.Hatta bir defasında onunla bir sohbet imkanıda bulmuştum.Futboluna o kadar aşıktım ki,inanın beş yıl hiçbir maçını kaçırmadım.Hatta yaz aylarında adalar arası maçlar olurdu,sadece Lefter'i seyretmek için giderdim.Fenerbahçe'nin idmanlarını hiç kaçırmazdım.İdman bittikten sonra onunla rahmetli KADRİ AYTAÇ içeri gitmezler,biribirlerine frikik ve penaltı vuruşları yaparlardı.Seyrine doyum olmazdı.Maç anında öyle ustaca işler yapardı ki,seyredenleri şaşkına çevirirdi.En büyük özelligi,rakibin tahmin edemiyecegi hareketleri yapmasıydı.Çoğu zaman inanın arkadaşlarına pas attığında,nereye gönderdigini göremez,gölerimiz sahada topu arardı.Bir Ank.Demirspor maçında F.B serbest vuruş kazandı.Tabii atışı Lefter yapacaktı.Topu dikti,vurdu ve çatala taktı;ne var ki hakem düdük çalmamıştı ve gol iptal oldu.Hiç itiraz etmedi,topu aynı yere dikti,aynı vuruşla,aynı yere golü attı.Bütün bu özelliklerinden ötürü,UEFA gelmiş geçmiş futbolcular arasında en iyi onbeş futbolcuyu seçmiş,bunlardan birisi de Lefterdir.
Lefter yalnız futboluyla büyümedi.Her nekadar seyirciler ona ordinaryus lakabını verdilerse de,o profesyonelligiyle,vefa duyğusuyla,dünya görüşüyle,edebi ve terbiyesiyle,velhasıl insan olarak çok büyüktü.Futbol oynadığı yıllarda onu İstanbul sokaklarında görmek pek mümkün degildi.Maçlardan sonra,kamp yoksa ada vapuruna biner,doğru evine giderdi.Takımın şerefi,forma aşkı her şeyden önce gelirdi.Bir maçta yenilmişlerdi.Ben soyunma odalarına yakın bir yerde duruyordum.Hakemin bitiş düdügüyle soyunma odasına dönen futbolcuların sel gibi göz yaşı döktüklerine şahit oldum.Şimdikiler,maç bitsede ,akşam gece kulüplerinde eğlensek düşüncesindeler.
Yunanlılar,Lefter'e :"Milli takımımızda oyna,sana para verelim" dediklerinde "Ben Türklügümle gurur duyuyorum" cevabını vermiştir.Hatta Yunanistanla Atina stadında yaptığımız milli maçta,sahaya ay yıldızlı forma ile takım kaptanı olarak çıkmış ve Yunanlı seyircilerin şaşkın bakışları arasında galibiyet golümüzü atmıştır.Şimdi bakıyorum,sanatla yakından uzaktan ilgisi olmıyan bazı hanımlar,"Ben TÜRKLÜGÜMLE şaşkınım"bir digeride : "ben TÜRK degilim,burada kazanır,Belçikada yerim"hezayanında bulunuyorlar.Bu ülkenin ekmegini yiyen,her türlü imkanından en üst düzeyde yararlanıp,bu saçmalıkları ifade edenlerin yanında Lefter'in büyüklügü göz kamaştıracak niteliktedir.
Bir ara Fransanın NİCE takınında üç beş yıl oynadı.Türkiye'ye dödügünde ,bonservisi elinde olduğu halde,ne G.S nede B.J.K gibi güzide kulüplerimiz ona transfer teklifinde bulunmadılar.Çünkü biliyorlardı,o Fenerbahçeli Lefterdi,böyle bir ayıbı yapamazlardı.Nitekim rahmetli Metin'de G.S aşkı için çok sevdigi eşi Oya Sarı hanımdan ayrılmıştı.Lefter doğru kulübe geldi,mukavelede ne yazdığına bile bakmadan imzaladı ve hayatta tek aşkı olan çubuklu formasına kavuştu.Nur içinde yat büyük insan.Giderken bile topluma ne dersler verdin,bir an için olsada kendimizi hatırlamamıza vesile oldun.Bu millet seni unutmıyacaktır.
|