Geçmiş zaman olur ki hayali beş para etmez... Değerli okuyucularım.
Yukarıda okumuş olduğunuz yazımın başlığı olan “Geçmiş zaman olur ki hayali beş para etmez”i ben divan edebiyatı şairlerimizden HAYALÎ’den ilhamla telmih yapmış oluyorum. Hani HAYALÎ: “Geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer” demişti ya…
Muhterem okuyucularım. Benim kastettiğim eskilerin “mazi” dedikleri geçmiş zaman Hayalî’nin geçmiş zamanı değil. Benim bahsini ettiğim geçmiş zaman sadece 1940’lı yıllar ve CHP’nin devri sabıkıdır.
Hani derler ya “o günleri Allah bir daha göstermesin.” Neydi o günler? Sene 1942 ben henüz ortaokul öğrencisiyim. Yozgat ilinde Jandarma Er Okulu komutanı olan merhum ağabeyim Yarbay Bedi Biner’in yanına gitmiştim ki o zaman Şükrü Saraçoğlu başbakan olmuş radyoda halka hitap etmekteydi. Aynı gün ben ve ağabeyim Yozgat’ın saatli kulesi’nin bulunduğu en işlek caddedeki bir lokantada yemek yiyorduk. Şükrü Saraçoğlu’nun şu cümlelerini hiç unutamıyorum: “Şükrü Saraçoğlu. Bu millet seni okuttu, büyüttü en nihayet başbakan yapmıştır. Sen bu milletin hakkını nasıl ödeyeceksin?” diyordu.
Aziz okuyucularım. İşte bu Şükrü Saraçoğlu bakın kendini büyüten adam eden millete hakkını nasıl ödemiştir!
“Din tedrisatı yasağını 30 sene devam ettirebilsek, Türkiye’de böyle bir mesele kalmaz!” (Kaynak 24.2,1994 tarihli Türkiye Gazetesi Prof. Dr. Ayhan Songar)
Şimdi aynı mektebin talebesi olan Kemal Kılıçdaroğlu CHP Genel Başkanı olunca meydanlarda atıp tutuyor. Millet CHP’nin cemaziyeleevelini bilmiyor mu sanıyorlar bilmem ki? Bu partinin kodamanlarından Mahmut Esat Bozkurt ki zamanın Adalet Bakanı idi. Türk olmayanlar için sarf ettiği çirkin sözleri ağzıma almaya utanıyorum. Halkçı geçinen CHP’liler halka nasıl tepeden baktıklarını bu Mahmut Bozkurt’a adaleti nasıl teslim ettiklerini görün sevgili okuyucularım. Aklıma gelmişken arzedeyim. Esad Mahmut Bozkurt denen o sözüm ona hukuk allemesinin hukuk anlayışına bakın: “Bu milletin efendisi Türklerdir. Türk olmayanlara kölelik düşer mealindeki bu sözler bir hukukçuya, bir halkçı’ya yakışıyor mu dersiniz? Kısacası referandum yaklaşıyor. Denenmişi denemek nedâmet getirir diyor büyüklerimiz. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu sırtına “etro” gömlek geçirerek kürsülerde ölçüsüz ve nezaket dışı hitaplarda bir şey kazanacağını hiç de zannetmiyorum.
Ben Kılıçdaroğlu’nu dinlerken (Allah selamet versin) hep Dr. Hazım Açanal ağabeyimizi hatırlarım. Hazım bey “Ben Ecevit’i dinlerken bir müsekkin almadan uyuyamıyorum!” derdi. Bendeniz de Kılıçdaroğlu’nu dinlerken bir diazem almak istiyorum. Şair EŞREF’in dediği gibi:
“Gezmeden seyyah-ı alem/Bilmeden alemledir.”
Adam (Kılıçdaroğlu) CHP’nin 33. Kongresinde konuşurken bir araya AKP’yi kastederek “bunlar sosyal devleti unutmuşlar” demişti. CHP sosyalizmden ne yüzle dem vuruyor acaba. CHP döneminde sefaletin zirvesini yaşadı bu zavallı millet. Merhum Turgut Özal: Kış günü mecliste palto ile oturduğumuzu unuttular demişti muhalefet için.
Günümüz muhalefeti de maalesef muhalefetin usul ve adabını unutmuşa benziyor. Muhalefet gerçeği göz ardı etmek olmamalı, muhalefet iktidarın hata ve usulsüzlüklerini dile getirmeli. Muhalefet devlet büyüklerine hakaret etmek terbiyesizliktir. Yoksa muhalefet argo diliyle (Kahke elden gitti diye) feryadı basmak, ak’ı, kara, kara’yı ak diye tutturmak değildir. Şen ve esen kalın sevgili okuyucularım.