Anasayfa     Günün Haberleri     Urfapress Tv     Yazarlar     Foto Galeri     Künye     İletişim  

  10 Haziran 2026

   URFA POLİSİNDEN DEV OPERASYON   URFA POLİSİNDEN DEV OPERASYON   MHP'DE GÖZLER ATAMALARA ÇEVRİLDİ   MHP'DE GÖZLER ATAMALARA ÇEVRİLDİ   CHP URFA'DA İKİYE BÖLÜNDÜ   CHP URFA'DA İKİYE BÖLÜNDÜ   URFASPOR'A FİFA'DAN BİR CEZA DAHA   URFASPOR'A FİFA'DAN BİR CEZA DAHA   DİKKAT! URFA'YA YAĞIŞ GELİYOR   DİKKAT! URFA'YA YAĞIŞ GELİYOR   SAĞLIK RAPORLARINDA DEĞİŞİKLİK   SAĞLIK RAPORLARINDA DEĞİŞİKLİK  



Site İçi Arama

Röportaj

EKREM GERGİNCİ-URFAPRESS RÖPORTAJI

 URFAPRESS yazarı Ekrem GERFİNCİ-URFAPRES.NET Röportajı..

Anket

URFASPOR 1.LİG'E ÇIKARMI?
EVET
HAYIR

Günün Manşetleri

ALTIN TEPETAKLAK!

CHP URFA'DA İKİYE BÖLÜNDÜ

MHP'DE GÖZLER ATAMALARA ÇEVRİLDİ

SAĞLIK RAPORLARINDA DEĞİŞİKLİK

DİKKAT! URFA'YA YAĞIŞ GELİYOR

CHP URFA'DA İKİYE BÖLÜNDÜ

SAĞLIK RAPORLARINDA DEĞİŞİKLİK

ALTIN TEPETAKLAK!

URFASPOR'A FİFA'DAN BİR CEZA DAHA

ALTIN TEPETAKLAK!

Günün Fotoğrafı

Önemli Linkler

Hava Durumu

HOŞ BİR SADA

 

Bâki kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş



Ramazan ayına dair öğrendiğim ne varsa bu mübarek günlerde onu yaşıyorum/yaşıyoruz.

Mesela, birbirine karşı sevgi ve saygı çerçevesinde yapılan sohbetler yüreğimize ilaç gibi geliyor.

Birbirini kıyasıya eleştirme, arkasından konuşma kısacası gıybetin ‘g’ si yok.

Herkes büyük bir huşu içinde yüreğini arındırıyor.

Eller göklere dua için açılıyor, tokat atmak ya da işaret edip küfretmek için değil.

Komşular birbirinin halinden anlıyor, hasta mı? Aç mı? Tok mu? Haberdar ve ona göre davranıyorlar.

Yoldan geçen arabalar birbirine yol veriyor. Kimse kimsenin hakkını yemiyor. Birbirlerine her türlü hakareti yapmıyorlar.

Şimdi bu satırları okuyan sevgili okurlarım diyecekler ki – ne yani sadece bütün bunları ramazan ayında mı yapsın insanlar? Sevgili okurlarım hiç olmazsa şu mübarek günlerde yapsalardı ona bile razıydık.

Televizyonları açıyoruz. Devletin ileri gelenleri, liderleri işte konuşmacı konuklar herkes birbirinin resmen kanına ekmek doğruyor.

Efendimiz; “Oruç kalkandır.” (Nesai;Sıyam,43) buyuruyor. Kalkan olması, nefsanî arzuları çökertmesi demektir. Çünkü ORUÇ RUHİ DİSİPLİNDİR…

Etrafıma bakıyorum ruhi bunalımdan başka bir şey göremiyorum.

Etrafıma bakıyorum, ‘Evet’ mi’ ‘Hayır’ mı çığırtkanlığından başka bir de birbirini aşağılama, birbirine saygısızca hitaplardan başka bir şey göremiyorum.

Ailelere bakıyorum. Kardeşler birbirine cephe alıyor.

Biri diğerine hakkını helal etmiyor.

Diğeri arkasından atıp tutuyor.

Orucun vermiş olduğu o ruhani havayı soluyamamaktan nefessiz kalanlar var mı ben gibi?

* * *

Dervişin biri, uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra bir köye varır. Karşısına çıkan insanlara, kendisine yardım edecek, yemek ve yatacak yer verecek birileri olup olmadığını sorar. Köylüler, Derviş’e, kendilerinin de fakir olduklarını, evlerinin küçük olduğunu söylerler ve Şakir diye birinin çiftliğini tarif edip, oraya gitmesini salık verirler.

Derviş yola koyulur, yolda birkaç köylüye daha rastlar. Onların anlattıklarından, Şakir'in, o yörenin en zengin kişilerinden biri olduğunu öğrenir. Bölgedeki ikinci zengin ise, Haddad isimli bir başka çiftlik sahibidir. Derviş, Şakir'in çiftliğine varır.

Çok iyi karşılanır. İyi misafir edilir, yer, içer ve dinlenir. Şakir de, ailesi de hem misafirperver ve hem de gönülleri zengin insanlardır. Sonra tekrar yola koyulma zamanı gelir ve Derviş Şakir'e ve ailesine teşekkür ederken, "Böyle zengin bir insan olduğun için hep şükret." der. Şakir'den ise şöyle bir yanıt alır:

"Hiçbir şey olduğu gibi kalmaz. Bazen görünen, gerçeğin kendisi değildir.

Bu da geçer...".

Derviş, Şakir'in çiftliğinden ayrıldıktan sonra, bu yanıt üzerine uzun uzun düşünür. Aradan birkaç yıl geçtikten sonra, Derviş’in yolu yine aynı yöreye düşer.

Şakir' e uğrayıp, ziyaret etmek ister. Yolda karşılaştığı köylülerle konuşurken, köylüler:

"Haaaa o Şakir mi? O iyice fakirledi, şimdi Haddad'ın yanında çalışıyor..." derler.

Derviş, hemen Haddad'ın çiftliğine gider. Şakir'i bulur. Eski dostu yaşlanmıştır.

Üzerinde eski püskü giysiler vardır. Geçen süre içindeki bir sel felaketinde bütün sığırları telef olmuş, evi barkı yıkılmıştır. Toprakları da işlenemez hale geldiği için, tek çare olarak, selden hiç zarar görmemiş ve biraz daha zenginleşmiş olan Haddad'ın yanında çalışmak zorunda kalmıştır. Bu süre zarfında Şakir ve ailesi, Haddad'a hizmetkârlık yapmaktadırlar.

Şakir, Derviş’i, bu kez son derece mütevazı olan evinde misafir eder. Kıt kanaat yemeğini onunla paylaşır. Derviş, vedalaşırken, Şakir'e olup bitenlerden ne kadar çok üzgün olduğunu söyler ve Şakir'den su yanıtı alır:

"Üzülme... Unutma, bu da geçer..."



Derviş, gezmeye devam eder ve aradan uzun yıllar geçtikten sonra, yolu yine aynı bölgeye düşer. Öğrendiklerinden şaşkına döner. Bir süre önce ölen Haddad, ailesi olmadığından, bütün varını yoğunu, en sadık hizmetkârı ve eski dostu Şakir'e bırakmıştır. Şakir, Haddad'ın konağında oturmaktadır. Kocaman arazileri ve binlerce sığırı ile yine o yörenin en zengin insanı olmuştur. Derviş, eski dostunu iyi gördüğü için ne kadar çok sevindiğini dile getirdiğinde yine aynı yanıtı alır:

"Bu da geçer..."

Birkaç yıl sonra Derviş yine Şakir'i arar. Ona bir tepe gösterirler. Tepede Şakir'in mezarı vardır ve mezar taşında söyle yazmaktadır: "Bu da geçer". Derviş, üzgün bir şekilde, "Allah Allah, ölümün nesi geçecek?" diye düşünür ve gider...

Ertesi yıl, Derviş, Şakir'in mezarını ziyaret etmek için geri döner ama ortalıklarda mezar falan kalmamıştır. Büyük bir sel gelmiş, bütün tepeyi silmiş süpürmüş ve Şakir'in mezarından geriye hiç eser kalmamıştır.
* * *
O yıllarda, ülkenin sultanı, kendisi için çok değişik bir yüzük yapılmasını ister.

Bu öyle bir yüzük olacaktır ki, sultan mutsuz olduğunda umudunu tazeleyecek, mutlu olduğunda da, mutluluğun rehavetine kendini kaptırmasını, tembelliğe düşmesini önleyecektir. Hiç kimse, sultanı tatmin edecek böyle bir yüzük yapmayı başaramaz.

Sultanın adamları bir gün bilge Derviş’i bulurlar, yardım isterler. Sultan yüzüğe fena halde takmıştır. Derviş, sultanın kuyumcusuna hitaben bir mektup yazar.

Kısa bir süre sonra, yüzük sultana sunulur. Sultan önceleri hiçbir anlam veremez; çünkü son derece sade bir yüzüktür bu. Sonra üzerindeki yazıya takılır gözü. Üzerinde biraz düşünür ve yüzü aydınlanır. Büyük bir mutluluk ışığı parlar gözlerinde. Sonunda tam da istediği bir yüzüğü olmuştur. Yüzüğün üzerindeki yazı mı? Şu yazılıdır yüzüğün üzerinde:

"Bu da geçer..."

* * *

Sevgili dostlarım her şey gelip geçicidir. Divan edebiyatı şairi Baki bir şiirinde bunu ne de güzel dile getirmiş. Geriye hoş bir sadâ bırakmak dileğiyle.



zülf-i siyâhı sâye-i perr-i hümâ imiş
iklim-i hüsne anın içün pâdişâ imiş

bir secde ile kıldı ruh-i âftâbı zer
hak-i cenâb-ı dost aceb kîmyâ imiş

âvâzeyi bu âleme dâvûd gibi sal
bâki kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş


URFAPRESS

Ekleme Tarihi: 24 Ağustos 2010 15:37

Yazarın Diğer Yazıları İçin

Yorum Ekle

Yazdır

Flash Haber

ALTIN TEPETAKLAK!

 İşte Şanlıurfa Kuyumcular Odası tarafından paylaşılan güncel altın fiyatları…

Köşe Yazarları

Prof.Dr.Ali Rıza ÖZTÜRKMEN

 

Dr.Gamze Pınar PARMAKSIZ

 

Ekrem GERGİNCİ

 

Ayten DOĞAN

 

İmam Hüseyin SAVAŞ

 

Erkan GÖNCÜ

 

Mustafa ARISÜT

 

Ali ÇİZMECİOĞLU

 

MEHMET CANBEYLİ

 

Op.Dr.Yusuf Vehbi OCAK

 

Deniz TATLI

 

DENEME

 

DENEME

 

DENEME

 

DENEME

 

DENEME

 

Beyhan KOCAMANEL

 

Anasayfa     Günün Haberleri     Sitene Ekle     Urfapress Tv     Yazarlar     Foto Galeri     Künye     İletişim  

  10 Haziran 2026