Yakın tarihimizde, Şanlıurfa’da müziğin temelini atan ve bu günlere taşınmasında emeği geçenler kimlerdir? Bu kişileri tanıyor muyuz? İşte bu işe emek ve gönül veren bu mümtaz kişileri tanıtmak için bu yazıyı kaleme almak istedim. Bu kişiler müziği usta çırak ilişkisi çerçevesinde öğrenmişlerdir. Bunların çoğu hak dostları olup sanatlarını amatör bir anlayışla sürdürmüş, dertli, sevdalı, âşık kişilerdir. Aslında her Urfalının mayasında mutlaka müzik vardır. Çünkü Urfalı müzikle doğar, müzikle yaşar. Dördüncü Murat Han’ın zamanından başlayarak günümüze kadar müziği bizlere sevdiren bu kişileri sizlere tanıtmak için derin bir araştırma yapınca karşıma ilginç isimler çıktı. Bu gün sizleri bu isimlerden dördüyle tanıştıracağım. KULOĞLU MUSTAFA: Meclislerde fazla görünmeyen bu zat, gazel, uzun hava ve türküler okurmuş. Müziği daha çok kendi dostları ile icra edermiş. Bağlamayı da iyi çalarmış. Dördüncü Murat Bağdat seferine giderken Urfa’da konaklar. Kuloğlu’nun methini duyunca dinlemek ister. Huzura getirilmesi için emir buyurur. Kuloğlu emir dinlemeyerek huzura çıkmak istememiştir. Bunun üzerine zaptiyeler onu kılıç zoruyla huzura getirmişlerdir. “Ya bülbül güle kon, dikene konma” gazeli mahur makamında okuyarak padişahın takdirine mazhar olmuştur. İşte o günden sonra mahur makamı Urfa’da kılıçlı makam olarak ta bilinir. Kuloğlu’ndan günümüzde icra edilen birçok gazel, hoyrat ve türküler vardır. Bunlar anonim olarak halk tarafından halen sevilerek icra edilmektedirler. HALİL BABA(KİRİŞÇİZADE): Atası Mısır’dan Urfa’ya gelmiştir. Urfa’nın Rakka valiliğine bağlı olduğu dönemde yaşamıştır. Devrinin en ünlü bestekârı ve gazelhanıdır. Günümüze kadar ulaşan eserlerinden en bilineni ve sevilerek okunanı “Çay İçinde Adalar” isimli bestesidir. Urfa’da okunan klasik türkülerin temelini Kirişçi Halil Baba atmıştır. ALİ HAFIZ(MIHIŞIN OĞLU) 1800 Yıllarında yaşadığı bilinmektedir. Kadiri hulefasından Dede Osman Avni Hazretleri’nin müezzinliğini yapmıştır. Döneminin en iyi gazelhanlarındandır. Klasik türkü ve şarkılarda da başarılıydı. Sesi yüksek ve berraktı. Bir ara İstanbul’a gitti. Orada birçok hafızlarla tanıştı. Bütün makamları gayet iyi bilirdi. Devrin padişahı sesini dinledi ve kendisini ödüllendirdi. Doksan yaşlarına kadar yaşadığı bilinmektedir. İleri yaşına rağmen dini vecibelerini yerine getirmede büyük gayret gösterir ve bu konuda da örnek teşkil ederdi. LÜLEBİZADE HACI İBİŞ EFENDİ: Mıhışın oğlu Ali Hafız Efendiyle aynı dönemde yaşamıştır. İyi bir gazelhandır. Seyahati çok severdi. İstanbul ve Bağdat’ta bulunmuştur. Buralarda çeşitli camilerde methiyeler okumuştur. Bilhassa Bağdat’ta bulunduğu sıralarda muharrem ayında Hz. Hüseyin Efendimize methiyeler yazıp okumuştur. En iyi araban makamında icra yapardı. Bahar ve yaz aylarında,Urfa’nın Karaköprü köyündeki bağına gider orada uzun süre kalırdı.Hacı İbiş efendi iyi de bir mevlithandı. Geçimini de bu şekilde sağlardı. Sırada sizlerle tanıştıracağım birçok Urfalı müzisyen var. Ben geçen asırda yaşayan ve isimleri günümüze kadar gelen değerli hemşerilerimizden başladım. Bir sonraki yazımda da günümüz öncesinde yaşamış Urfalı müzisyenlerden bahsedeceğim. Tümünü rahmetle anarak, tekrar buluşmak ümidiyle hoşça vakit geçirin.
28 haziran 2013 tarih konu eyüp uyanıkoğlu İ.bakır uyanıkoğlu
Say.fuat kürkçü oğlu 28.6.2013 tarihli usta yazınızı yeni gördüm arşivde olmayınca bende buradan yorumlamak istedim fuat bey bizim başta belediyemiz olmak üzere kültürle ilgili yöneticiler ben sağlam bir kaynaktan duydum bir çıkarları olmazsa urfada o sanatçı yok sayılır işte tek örneği geçtiğimiz günler eyüp uyanikoglu anma gecesini ankarada dan urfalı bir dernek düzenlemiş olmasıdır. bizim yöneticiler örneğin belediye başkanı bilmez ama alt seviyelerdekiler de kraldan çok kralcı kesilirler urfa tarihinde adını trt ye yazdıran tsm sanatçısı eyüp uyanikoglu nu tanımaları bilgi ve kültür seviyelerinin ne derece olmasına bağlıdır bld.kültür mud.varsa yoksa bir kazancı bedihi biliyor şu an nost 06/05/2016 22:13