Büyüklerimiz ne güzel söylemişler: “Hafıza-i beşer nisyanla ma’lüldür!” diye. Yani insan hafızası ( belleği ) unutma illeti ile özürlüdür. Gerçekten de bizler her şeyi unutuyoruz genellikle. Hele bir hafızanızı yoklayın bakalım! Siz altı - yedi yaşlarında iken baba veya anneniz elinizden tutarak sizi okula kaydettiğini hatırlayın, İlkokulu, Orta Okul, derken okudu iseniz lise ve üniversite yıllarınızı hatırlamanız yeter. Birçoğumuz askere alındı, evlendi yaşlandı saçları ağardı kısacası bir sinema şeridi gibi o uzun ömür şairin:
Nasıl geçti habersiz o güzelim yıllarım
Bazen gözyaşı oldu bazen içli bir şarkı
Dediği gibi…
Değerli okuyucularım. Ben bu yazıyı aslında “referandum” için yazıyorum. Unutkanlığımızı bir araç olarak kullanıyorum ki mazi dediğimiz geçmişi biraz olsun hatırlayalım. Darbeci Kenan Evren diktasının kendi keyfi ve menfaatine göre hukukçularına dikte ettirdiği 12 Eylül Anayasası herkesimin bildiği gibi anti demokratik bir anayasanın değiştirilmesi veyahut ayniyle kalması için milletimizin bu referandumda AKP iktidarının millete müracaat etmesi hayati bir önem taşıdığından ben eskiye yani maziye bir bakıvermemizi diliyorum. Evet, neydi o günler. Muhalefetimiz maalesef sırf AKP iktidardan düşsün de ne olursa olsun diyor. Muhalefet halka bu anayasa değişikliğine “HAYIR” deyin diye kendi seçmenlerine adeta empoze etmektedirler. Ben şu uzun ömrüm içindeki gördüğüm ve yaşadığım rezaletleri dün gibi hatırlıyorum. Neydi o günler? Rahmetli anacağım: “ O günleri Allah bir daha göstermesin?” dediğine ne kadar hak versem azdır. Muhalefeti çoğunlukla temsil eden bilhassa CHP ile MHP partileri iktidarları günlerine Süleyman Nazif gibi bende bir “KARA GÜN” desem yeridir. Yahu millet bir paket SANA yağını bakkala rüşvet vermekle alabilirken. Millet Tekel çayını bile karne ile alırken benzin ve su yüzüne hasretken bu muhterem(!) muhalefetimiz bilmiyorum ne yüzle muhalefet ediyor. Allah aşkına? Suriye ve Irak’a giden kamyon ve tankerlerin zula ettikleri çayları millet zorlukla bulabiliyordu. Hastanelerin rezalet mi dersiniz? Güzel Anadolu’muzun bir uçtan bir uca yolsuzluk içinde yani düzgün bir yol mahrumiyeti içinde oluşana mı yanarsınız? Elektrik ve su hasretine mi yanarsınız vatandaşın istediği gibi giyinmesine devletin müdahalesine mi, Kürt ve Arap vatandaşların kendi ana dillerini serbes konuşmalarına konulan ambargoya mı yanarsınız. Bütün bunlar ne çabuk unutuluverdi ki bu muhalefetimiz bugün yürürlükte olan askeri anayasayı savunuyor?
Milletin 70 sente muhtaç olduğunu Demirel bizzat kendileri ifade etmiş idi.
Hiç unutamadığım bir anekdot ile yazımı noktalamak istiyorum. Şöyle ki: Merhum kayınvalidem ruhu bir bunalım geçiriyordu. Urfa’daki doktorlar acele olarak İstanbul’a götürmemizi tavsiye ettiler ama ne çare arabamız var benzin yoktu. Bereket versin ki ben Serbes Muhasebeci olduğumdan muhasebesine baktığım pek çok akaryakıt bayileri vardı. Birisi o vakit askere teahüt ettiği akaryakıt içinden birkaç naylon bidon dolusu benzin alabildik te öyle hastamızı İstanbul’a ulaştırabildik. İşte AKP’yi eleştiren muhalefetin bir zamanlar yönettiği Türkiye’nin fotoğrafı.
Ben evimize gelen bir kadının ehram dediğimiz örtüsünün altına gizlice birkaç metre kadın kumaşını vücuduna sararak korka korka evimize gelip malını satmak istediğine şahid olmuştum.
halil abi ellerine diline sağlık ne güzel anlatmışsın gerçekten çabuk unutuyoruz daha 2001 deki krizde anayasa kitapçığı fırlatanları ülkeyi dervişe emanet denleri çabuk unutuyoruz 20/08/2010 10:48