Sabah uyandığımda kendimi pek iyi hissetmiyordum. İşe gitmeden önce bir doktora görünmeye ihtiyacım vardı…
Üstümü giyimdim, evden çıktım, otoparka doğru yürümeye başladım, sonra otomobilimle gitmekten vazgeçtim, “taksiye binmem daha mantıklı olur” diye düşündüm.
Köşedeki taksi durağından bir taksiye bindim, “aile hekimliğine” gitmek istediğimi söyledim… Aslında mesafe kısaydı ama ben kendimi yürüyecek kadar iyi hissetmiyordum.
Taksiciyle hiç konuşmadan arka koltuğa yığılır gibi oturdum. Beş dakika bile geçmeden taksi durdu, kafamı kaldırınca polis çevirmesi olduğunu gördüm ve pek ilgilenmedim. Çünkü sıradan bir işlemdi.
Evrakları alan polis memuru elindeki cihazla gerekli kontrolleri yapınca birden taksiciyi indirerek kelepçeledi. “hayrola memur bey, neler oluyor” dedim. Polis, “sahte ehliyet ile taksicilik yapıyordu, yakaladık, sen başının çaresine bak” dedi…
Neyse, zaten yolu yarılamıştım, artık kalan kısmını bir şekilde yürüyerek giderim dememe kalmadan siren çalarak gelen iki sivil araçtan inen polisler az önceki polisi kelepçeleyerek apar topar arabaya bindirdiler. Yetişip sormak istedim ama hızla uzaklaştılar. Orada toplanan kalabalıktan öğrendiğim kadarıyla az önceki polisin diplomasının sahte olduğu ortaya çıkmış, o yüzden gözaltına alınmış…
Aile hekimliğine doğru yürümeye başlamıştım ki, elinde çantasıyla gelen oğlumla burun buruna geldik, “oğlum bu saatte neden okulda değilsin” diye sormaktan kendimi alamadım. Oğlum ise, “babacığım, öğretmenimiz sahte diploma ile atandığı için, görevden alındı, Müdür bey bugünlük bizi eve gönderdi” dedi.
Sabah sabah şok olmuştum…
…Neyse sonunda aile hekimliğinin kapısına kadar gelmiştim.
Sıra fişimi aldım, bekliyorum, önümde 40 kadar hasta var, bir-iki saat sonra sıra bana gelir herhalde…
Tam bu sırada telefonum çaldı… Arayan tanımadığım bir numaraydı, açtım “buyurun efendim” dedim. Karşıdaki ses, “Merhabalar ben asliye hukuk mahkemesi kaleminden arıyorum, ismim Adalet… bugün mahkememizde görülecek davada şirketinizi temsil edecek olan avukatınızın diploması sahte çıktığından dolayı yeni bir avukat bulabilmeniz için mahkemenizin ileri bir tarihe ertelendiğini bildirmek için aradım.”
Bu dava benim için önemliydi, muayene olmaktan vazgeçtim. Hemen gidip yeni bir avukat bulmalıydım. Telefonu cebime koydum, çantamın kulpunu kavradım tam ayağa kalkacakken, ellerinde telsiz ile dört sivil polis kasırga gibi girdi koridora… İkisi aile hekimimizin kapısında beklerken diğer ikisi içeri daldı ve biraz sonra beş yıllık aile hekimimizi elleri kelepçelenmiş şekilde götürdüler… O arada içeride muayene olan hasta çıkarak şahit olduğu gerçeği söyledi: “meğer doktorumuzun diploması sahteymiş, üstelik atama kurasında da hile yaptırmış”
Aman Tanrım, bugün neler yaşıyorum böyle!
Neyse artık muayene olma imkânı kalmadığı için eczaneye gidip bir ilaç almak istiyorum. Zaten alışıldığı üzere aile hekimliğimizin tam karşısında eczane var… Elimi kapıya atıyorum ama kapı açılmıyor, dikkatli bakınca kapının mühürlü olduğunu gördüm, mühürle birlikte bir gerekçe yazısı da asılmıştı: “Eczacının diplomasının sahte olduğu tespit edildiğinden dolayı eczane kapatılmıştır.”
Hastalıktan, şaşkınlıktan ve sinirden kan ter içinde kalmıştım. Birden vefakâr ve cefakâr evdeşimin sesini duydum: “Canım, çok ateşin var… sayıklıyorsun… hadi gayret et de bir doktora gidelim”
Tamam diyorum, “ama dikkat et doktorun diploması sahte olmasın, yani gerçek bir doktor olsun”
Bu sözüm üzerine iyice kaygılanan sevgili evdeşim, “canım sen hiç iyi görünmüyorsun, hadi bir an önce gidelim”