|
Yazıma başlamadan önce bir not düşeyim. Son günlerde kulağıma ilginç şeyler geliyor.
Bazı çevreler bana "isotçuların köşe yazarı", bazıları da "beyaz Urfalıların kalemi" diyormuş. Açıkçası ne dedikleriyle pek ilgilenmiyorum. Çünkü ben herhangi bir grubun, mahallenin ya da çevrenin değil; bu kentin öz evladıyım. Bu şehrin her sokağında bir hatıram, her mahallesinde bir dostum var. Bu şehrin sevincini de derdini de yakından bilenlerdenim.
Şimdi gelelim asıl meseleye...
Bu şehirde uzun yıllar siyaset; aşiretlerin, bölgelerin ve yerel dengelerin etkisiyle şekillendi.
Köyünün, bölgesinin ve sahip olduğu nüfusun desteğiyle siyasette söz sahibi olanlar vardı.
Siyasetin dili çoğu zaman aidiyetler üzerinden kuruldu. Kimi aşiretinin gücünü, kimi bölgesinin etkisini, kimi de çeşitli dengeleri arkasına alarak önemli görevlerde bulundu.
Ancak doğrusu, bugün geldiğimiz noktada yerliliğin bu kadar kıymetli hale geleceğini pek tahmin etmiyordum.
Son dönemde dikkat ederseniz, şehir siyasetinde yeni bir kavram öne çıkmaya başladı: “Yerli aday.”
Bir anda herkesin dilinde aynı ifade var. Siyasi partiler aday belirlerken, seçmenler tercih yaparken, kulislerde isimler konuşulurken artık ilk sorulan sorulardan biri şu oluyor:
“Bu aday şehrin evladı mı?”
Çünkü insanlar artık sadece temsil edilmek istemiyor. Kendilerini anlayan, aynı sokaklarda büyümüş, aynı sorunları yaşamış, şehrin hafızasını bilen isimleri görmek istiyor.
Yerli olmak tek başına bir yeterlilik ölçüsü değildir elbette. Siyasette liyakat, bilgi, tecrübe ve vizyon her zaman öncelikli olmalıdır. Ancak seçmen nezdinde yerli olmanın önemli bir avantaj sağladığı da inkâr edilemez bir gerçek.
Özellikle Şanlıurfa gibi gelişen kentlerde seçmenler, şehirlerinin sorunlarına hâkim, bölgenin dinamiklerini bilen ve kente aidiyet hisseden adaylara daha sıcak bakıyor.
Bu nedenle önümüzdeki milletvekili seçim sürecinde “yerli aday” tartışmalarını daha sık duyacağız.
Belki de geçmişte aşiret dengelerinin, bölgesel hesapların veya farklı siyasi formüllerin belirleyici olduğu dönemlerin yerini artık şehir aidiyeti alıyor.
Görünen o ki gelecek seçimlerde siyasi partiler kadar seçmenler de adayların projelerine bakarken bir yandan şu sorunun cevabını arayacak:
“Bu şehrin hikâyesini gerçekten biliyor mu?”
|