|
Lütfen Bir Kez Daha Ama Dikkatlice Okuyalım
Nüfus yapısının bozulması,
Dış borçların faizinin bile ödenemeyecek kadar yükselmesi,
Liyakatin yok sayılması,
Ermeni, Yahudi, Hristiyan gibi azınlıkların yönetimde söz sahibi olması,
Saraydaki lüks, şatafat ve israfın had safhaya ulaşması,
Padişahların evlendiği gayri-müslim kadınların yakınlarına sarayda önemli görevler verilmesi,
Saraydaki harem yapısının ve padişahların özel hayatının Türk töresi ve İslam ahlakının çok uzağında kalması,
Avrupa’daki sanayileşmenin çok gerisinde kalınması,
Avrupa’nın kadın, parfüm, içki ve eğlence tarzına aşırı hayran olunması,
Askerlikle, devlet yönetimiyle ilgili olmayan hatta bazen okuma yazması bile olmayan insanların paşa (general) olarak atanması sebebiyle ordunun bozulması,
Saraydaki devşirme paşaların padişahla halk arasına kalın duvarlar örmesi,
Kurucu unsur olan Türk milletinin ikinci plana itilmesi,
Taşrada eğitim öğretim faaliyetlerinin yok denecek kadar az olması, okuryazar
Türk milletine çok ağır vergilerin yüklenmesi,
200 yıl boyunca savaşlarda yenilmesi ve sürekli toprak kaybetmesi,
Sırf Abdulhamit Han döneminde bile yaklaşık 1 milyon 600 bin kilometre kare toprak kaybedilmesi,
Dini duyguları suiistimal eden riyakarlar tarafından Kur’an’a ve sünnete aykırı hareket eden binlerce tekke açılması…
…ve daha birçok sebepten 600 yıllık Osmanlı Türk Devletinin çöktüğü, resmen ve fiilen işgal altında olduğu, Anadolu’da Türk milletinin yokluktan, yoksulluktan inim inim inlediği bir dönemde, ümitlerin tükendiği yerde Türk’ün kudretinin başladığını bütün dünyaya duyurmak isteyen Mustafa Kemal Paşa 9. Ordu Müfettişi ünvanıyla Samsun’a çıktığı 19 Mayıs tarihini Türk gençliğine bayram olarak armağan etmiştir.
Bugün 19 Mayıs’ı yazmak için masama oturduğumda yazılabilecek en doğru metni yine Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kaleme aldığı Gençliğe Hitabe olduğunu gördüm.
İşte bu sebeple, yeniden okumanız için aşağıya ekliyorum. Bir kez daha ama lütfen anlayarak, düşünerek, araştırarak, sindirerek çok dikkatli bir şekilde okuyunuz:
Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi
Ey Türk gençliği! Birinci vazifen; Türk istiklalini, Türk cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dâhilî ve haricî bedhahların olacaktır.
Bir gün, istiklal ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin. Bu imkân ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir.
İstiklal ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler.
Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.
Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dâhilinde iktidara sahip olanlar, gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler.
Hatta bu iktidar sahipleri, şahsi menfaatlerini müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakruzaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır.
Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.
Bu vesileyle Türk gençliğinin bayramını kutluyor, uyuşturucu, alkol, kumar ve diğer ahlaksızlıklardan uzak töreye ve milli ülküye uygun bir yaşam diliyorum.
|