TUTLUOĞLU TOPA TUTTU

25 Ocak 2012 19:05

"Merkez ilçe o kadar uyumlu çalıştıki bütün kurumlarıyla seçimlerde. Onore edildi(!) tekrardan. Dokuz İlçede belediye başkanlığını kaybetti"...URFAPRESS yazarı Ali TUTLUOĞLU'nun kaleminden... 

CAN KURBAN!..


Beyaz bir sabaha uyanmayalı tam yedi yıl olmuştu. Beyaz tül perdeyi usulca aralayıp dışarıya baktığımda şehrin bembeyaz bir örtüyle bir gelin misali süslendiğini gördüm. Urfalı kar manzarasıyla fazla karşılaşmadığı için beyaz örtüyü görenlerin yüzünde nasıl gülümseme tomurcukları düştüyse, benimde aklıma kardelenlerin hikâyesi düştü. Hani o soğuk ve zor kış şartlarına rağmen açan kardelenler her şeye rağmen yaşama tutunurlar ya... Sokaklar, sessiz sessiz insanlarını bağrına basarken bazı yüreklerden ise haykırışlar duyuyordum sosyal medyada. Dost diyordu ki “35 yaşına girdiğim şu günlerde, bu gün bir kez daha şahit oldum ki Nemrut’un kültürel mirası Urfa’da devam ediyor. Haykırıyorum işte; Allah’ım sen bizi İbrahim’in, Musa’nın, Muhammed’in safında kabul et. Allah’ın selamı onların üstüne olsun”

Bir başka dost cevap veriyordu. “ Her Nemrut’a bir İbrahim gerek.”

Ve hayat devam ediyordu Urfa’da bembeyaz bir sabaha uyanarak. İnsanlarını yüzü bembeyaza karın verdiği mutlulukla, yürekleri hayata çarpmaya devam ediyordu aslında. Yaşadığımız ve yaşayacağımız kaderimiz bizi kuşatırken çepe çevre duyarsız kalınılmaması gerekiyordu. Esentepe’ye doğru beni çeken heyecan ve yüzümüzü yalayıp geçen soğuk rüzgar hayatın tezatlarla dolu olduğunu bize fısıldıyordu.

Akparti Şanlıurfa Merkez İlçe Başkanlığının 4. Olağan kongresine giderken bu duygu ve düşünceler gelip geçiyordu aklımdan. Sıcak bir ortam, dolu bir salon ve heyecanlı yüreklerle karşılaşınca insanın yaşama sevinci bir kat daha artıyordu ister istemez. Sondan başlayayım isterseniz. Sayın bakanımız Faruk Çelik’in coşkulu konuşması ve toparlayıcı düşünceleri salondaki en kabul gören güçlü alkışlarla kesiliyordu. Urfa’ya geldiğinden beri gerçekten bir Urfalıdan daha fazla gayretleri olduğunu herkes görmüyor değil… Çalışmalarıyla, söylemleri ve yaptıklarıyla çelişmeyen bir Bakan profili çizmesi, Urfa adına büyük bir kazanım. Bu şehrin üstünden iyi insanların elini eksik etmesin Yüce Allah.

Kürsüye çıkan herkes hayırlar, güzellikler ve başarılar diledi. Herkes kendince hikayesini anlattı. Anlatabilir. Buna kimsenin bir şey demeye hakkı da yoktur. Ama oraya çıkan herkes Sayın Bakanı bu kadar övmesi, Bakanı bile hayrete düşürdü ki; Sayın Bakan kürsüye çıktığında bu işleri bir kişiye bağlamanın doğru olmadığın söylemek zorunda bıraktı.
Evet, güzel şeyler oluyordu son dokuz yılda hem Türkiye’de hem de peygamberler şehri Şanlıurfa’da. Güzel ve doğru olanı alkışlamak nasıl bir erdemse, yanlış olanları da dürüstçe söylemekte bir erdemdir. Dikkatimi çeken nokta şudur? Her şey Urfa’da sütliman sayın vekillerin söylediklerine göre. Her şey yerli yerinde onların durdukları yere göre. Herkeste halinden memnun zaten. Allah Başbakanımızı başımızdan eksik etmesin. Zaten bütün mesele de bu. Yoksa “Ahmet, Mehmet meselesi değil; bütün mesele memleket meselesi”dir. Merkez ilçe o kadar uyumlu çalıştıki bütün kurumlarıyla seçimlerde. Onure edildi tekrardan. Dokuz İlçede belediye başkanlığını kaybetti. 11 Şehirden büyük olan Karaköprü Beldesinde seçimi kaybetti. Yetmedi yerel seçimlerde şehri ikiye, üçe ve hatta dörde bölen insanların partiye girmesine sessiz kaldı. Kendi başkan yardımcıları, İl’ile uyumlu çalışamadıkları için istifa edince, sessiz kaldı. Karaköprü’de delegeler ayak oyunlarıyla değiştirildi, sessiz kaldı. Karaköprü’de polislerin gölgesinde seçime gidildi, sessiz kaldı. Bu sessizliği kendilerine bir daha yeni bir liste yapma hakkı doğurdu. Bu mu dürüst siyaset yapmak? Bu mudur birlik ve beraberlikten dem vurmak. İl başkanlığı binası ayrı bir yerde, İlçe başkanlığı binası bir yerde. iki ye bölünmüş, ötekileştirilmiş bir siyasi anlayışıyla maalesef bugünler gelinildi. Karanlık odalarda isimler havada uçuşurken temsil niteliğini yetirmiş bir listenin tekrar seçilmesi ne kadar yakıştı iktidar partisine sormak lazım! Ehliyet ve liyakati olmayanların onure edilmesi ne kadar önemliyse bazıları için, bu şehirde donanımlı insanlarında öncelenmesi gerekmiyor muydu? Geçen yerel seçimlerde darmadağınık olmuş Merkez İlçe Teşkilatı, kendi kendine çalan oynayan bir İl Başkanlığı, Gençlik kolları ve Kadın Kollalarıyla beraber Sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın rüzgârına rağmen Urfa’da bu arkadaşlar seçim kaybetti. Aslında Urfa kaybetti. Urfalı kaybetti. İşte bu duruma can kurban (!) Ama halen kimse kendini sorgulamıyor? Neden diye kendi kendine soramıyor bu soruları? Ne yazık ki “canım çıksın” yine de ben bu makamda kalayım diyor lisan-ı haliyle… Çünkü parti içi muhalefet Urfa’da yüksek sesle bir şey söyleyemiyor. Ve körler, sağırlar, birbirini ağırlar misali ne kadar da bu durumu örnekliyor. Birisi hafiften bir şeyler söylese aforoz ediliyor büyük ağabeyleri tarafından. Karaköprü’de olağan kongrede, olağanüstü çabalar sonucu kendine bir dünya alemi güldürenler, şimdi tekrardan yerlerini ve makamlarını korumaya devam ediyor.
Evet, hayat devam ediyor; ama konuşturulmayanlar ve konuşamayanlar da bunun sebebini biliyor. Bize sen şiir yaz diye emir buyuran beyefendilere de şunu buradan söylemek isterim; biz hem şiir yazarız hem de şiir yazmayı ve yaşamayı da öğretiriz. Yoksa öyle hariçten gazel okumakla bu çetrefilli dünya geçmiyor ve geçilmiyor. Hayat çelişkilerle devam ediyor biz istesekte, istemesekte. Ama önemli olan doğrudan yana olmak ve dürüstçe doğruları haykırabilmekse biz bunu yapmaktan geri durmamalıyız. Ve kötülüklerin ve yanlışların karşısına, bir İbrahimî yürek taşıyan bir serçe kuşu kadar olarak çıkabilmeliyiz aslında. Evet, bu büyük birlik beraberliğe can kurban! Vesselam.