VEFAT VE TA’ZİYE GELENEĞİ

29 Ekim 2006 23:45

Urfalıyı bir araya getiren ve Türkiye'de sayılı illerde ve özellikle şanlıurfa'da bulunan geleneklerden biri olan Ta'ziye Geleniği herkesi memnun ediyor.
VEFAT
Merhum kazancı Mehmet Uçar’ın kızı, merhum kazancı Mustafa Canbekli’nin hanımı, merhum kazancı Kadir Uçar ile Salih ve Celal Uçar’ın ablası, Kerim ve Şıh Müslüm Canbekli’nin annesi, Mehmet ve Mustafa Uçar’ın amcasının kızı, İzzet Abacıoğlu, şoför Sıtkı Ulukahveci, gazeteci Müslüm Abacı, belediyeden emekli Remzi Maraş ve kuyumcu Mahmut İnci’nin kayınvalidesi Hacı Zeliha Canbekli, geçtiğimiz Cuma günü Hakkın rahmetine kavuştu.
Cenazesi, Cumartesi günü ikindi namazına müteakip Harran kapı camiinde kılınan cenaze namazı sonrasında Harran Kapı Aile mezarlığına defnedildi.
Ta’ziyesi 31Ekim 2006 Salı günü akşamına kadar Bahçelievler, Farabi Sokaktaki Nikah Salonu bitişiğinde bulunan Ağanlar Ta’ziye Evinde yapılıyor.
Dostlara duyurulur…
Ta’ziye Geleneği
Müslüm ABACI
Ta’ziye evleri
Şanlıurfa'da taziye için özel mekanlar vardır. Düğün salonu, nikah salonu gibi işlev gören taziye evleri, Şanlıurfa'nın yeni geleneksel unsuru. Evlere sığmayan taziyeciler bu mekanlarda ağırlanıyor artık. Şehirde vakıf ve özel olmak üzere 10 taziye evi bulunuyor. Gelenlere verilen ikramlar eş-dost tarafından karşılanırken ölen kişi rahmetle yad ediliyor.

Urfalıyı bir araya getiren gelenek
İçi toz dolu ışınlar dar sokakları yavaş yavaş aralarken Urfa'nın çöl havasını aratmayan sıcakları adeta insanların omuzlarından dumanlar yükseltiyor. Cumbalı evlerin dar ve parkeli sokaklarından Ulu camiye doğru bir yol uzanıyor. Kalın kalkerli taş duvarları insanın yüzüne gülümsüyor. Telaşlı bir kalabalık görünüyor Ulu caminin avlusunda. Çevredekiler kısık gözlerle seçmeye çalışıyor avludaki kalabalığı. Çok geçmeden anlaşılıyor kalabalığın sebebi okunan cenaze salasından. Ulu cami kim bilir kaçıncı kez cenaze törenine şahitlik ediyor. Ve kim bilir daha kaç kez avlusunda cenaze namazları kılınacak. Cenaze namazı kılınmasının ardından omuzlarda taşınan tabut ile birlikte mezarlığa doğru yol alınıyor. Yolda insanlar tabutu taşıyabilmek için adeta birbirleriyle yarışıyorlar. Mezarlığa girildiğinde önceden hazırlanmış olan kabrin yanında indirilir tabut. Cemaatten birinin FATİHA sesiyle herkes fatiha okuyup bağışlar ölüye, rahmet okur. Cenaze, yakını 2 kişi tarafından usulüne uygun olarak cenaze kabre indirilir, yüzü kıbleye gelecek şekilde sağ omuzu üzerine hafif döndürülür. Yine cenazenin üzerine toprak atabilme yarışı başlar insanlar arasında. Kabir tamamen kapatılıp baş kısmına da bir büyükçe taş konduktan sonra Hoca dua etmeye başlar ve sonunda okunan dualara amin denilip topluluk kabirden uzaklaşmaya başlarken bir kişi kabir başında bekler. Mezarlık çıkışında uzun bir kuyruğun oluşturduğu topluluk ölümü düşünüyor, ölümü solukluyor. Herkesin yüzünde aynı ifade. Kalabalık ağır ağır ilerliyor, kafalar ve bedenler ağırlaşıyor. Urfa'nın Bediüzzaman yada Harran Kapı Aile Mezarlığında bir ses bölüyor halkın suskunluğunu; "Taziyesi Balıklı Göldeki ŞURKAV Taziye Evinde yapılacak!" diye.

Geleneğe valilik desteği
Tarihi şehrin geleneklerini çok iyi öğrenen zamanın Valisi T.Ziyaeddin Akbulut, (Allah selamet versin) başkanlığını yaptığı ŞURKAV (Şanlıurfa Eğitim Kültür Araştırma Vakfı) aracılığı ile sürdürülmekte olan Dergah-Balıklıgöl Çevre Düzenlemesi çalışmaları çerçevesinde bölgede yıkılmaya yüz tutan tarihi yapıları sahiplerini de mağdur etmeden gönül rızalarını alarak satın alıp Ta’ziye Evi olarak kullanılmak üzere restore ettiriyor. Derken Balıklıgöl kıyısındaki Rızvaniye Camii Külliyesinde de 3 ayrı oda Ta’ziye evi olarak düzenlendi. İşte Şanlıurfa’da yüzyıllardan beri süregelen taziye geleneği son 10 yıldan bu yana ölü evinde değil de bu iş için özel yaptırılmış taziye evlerinde sürdürülmeye başlandı. Urfa'nın kültürünü iyi bilenlerden biri olan Abuzer Akbıyık’a göre bunun sebebi kentte komşuluk ilişkilerinin her şeye rağmen kendini muhafaza etmesi ve Urfa'da ailelerin çok geniş olmasıyla alakalı. Nitekim erkekler taziye evinde gelenleri kabul ederken bayanlar ölü evinde ve komşularında ağırlanıyorlar. Özel taziye evlerinin yaptırılmasında Şanlıurfa Valiliği'nin desteğini alan Şanlıurfa Kültür Eğitim Araştırma Vakfı'na (ŞURKAV) ait 4, diğer vakıf ve özel teşebbüse ait ise 6 ta'ziye evi bulunuyor.

"Cemaate rahmet!"
Taziye evinin kapısından kafanızı içeri sokar sokmaz taziye sahibi sizi kapıda karşılıyor. Oldukça kalabalık bir cemaatin bulunduğu salondan selam verip içeriye girildiğinde kalabalık, hep birden ayağa kalkıyor. Mahalli kıyafetli yani köylüsü ve şehirlisi yani modern giyimli insanlar Urfa'nın her yönden geliştiği konusunda ipuçları veriyor. Büyük bir değişimin yaşandığı kentte değişmeyen tek şeyin ise kültür ve gelenekler olduğu geç olmadan fark ediliyor. Tamamen yöresel kilim ve halı motiflerinin hakim olduğu taziye evlerinde, tokalaşıp baş sağlığında bulunduktan sonra peş peşe herkes, “Selamün aleyküm” diyerek içeriye son girene "merhaba" diyor. Kalabalığın fazla olmasından dolayı merhabaların ardı arkası kesilmiyor. Konuya yabancı olanlara bu durum oldukça tuhaf ve zor geliyor. Yöre insanı buna da çözüm bulmuş. İki kişinin merhaba demesinin ardından "Cemaate rahmet" deyip arkadan gelecek olan merhabaların önünü kesiyor ve herkesin merhabasını kabul etmiş sayıyor.
Taziyeye her gelene önce acı günün hatırasına acı bir kahve (mırra) sonra da esans (koku) ikram ediliyor. Taziye evinde mümkün mertebe kısa oturulması dikkat çekiyor. Birkaç dakika oturulduktan sonra cemaatten birinin “Merhumun ruhu, kalanların selameti, Allah-u Te’ala’nın rızası için Fatiha” der, yada Kur'an-ı Kerim okumayı bilen varsa bir aşır okur. Okunan aşırın özellikle ölüm, sabır ve ahretten bahseden ayetler olmasına dikkat edilir. Okunan aşırları dinleyen topluluğun hemen hepsinin büyük bir suskunluk içinde olup kafalarını öne doğru eğmesi gözlerden kaçmaz. Taziye evinden ayrılırken mezarlıkta olduğu gibi burada da ölü yakınlarına "Baki Allah", "Allah rahmet eylesin", "Allah sabır versin" denilip acılar paylaşılıyor.

Kötü gün dostları
Üç gün boyunca kabul edilen taziyelerde aslında dostlukların ve arkadaşlıkların ne kadar güçlü olduğu fark ediliyor. Daha doğrusu inancın gereği Urfa’da mutlaka uygulanıyor. İyi gün dostları kötü günde de ister istemez aranıyor. Ancak mevcut olan cemaatin kötü gün dostları olması dolayısıyla acıları biraz daha hafifliyor. Hızla gelişen Urfa'da yüksek binaların çoğalması birçok büyük şehirde olanın aksine dostlukları ve komşuluk ilişkilerini ihmal ettirmiyor. Öyle ki, taziye süresince ölü yakınlarına ve hazır cemaate öğle ve akşam yemeği ikram ediliyor. Ancak cenaze sahibi hiçbir masrafa karışmıyor. Yemeği başta akrabaları olmak üzere dost ve arkadaşları yaparken, taziye evine yemek yapma isteği olanlar cenaze sahibine teklif götürüyor. Bazen öyle oluyor ki yemek yapmak isteyenlerin talepleri yemek öğünleri dolu olduğu için kabul edilemiyor.

Baş sağlığı ve sabır dileği
3 günlük ta’ziye sonrasında özellikle çok yakın akrabalar birkaç gün daha ölü evinde birlikte olurlar. Birbirlerini teselli etmeye, sabırlı olmaya yönlendirirler. Bir hafta sonrasında ise artık uzaktan akrabalar, dostlar, arkadaşlar ve komşular gerek birkaç aile bir araya gelerek yada her aile kendi başına ölü evine gider. Kısa bir süre havadan, sudan sohbet, ölüye rahmet dileği ve kalanlara sabır dileğini ilettikten sonra yine ölünün ruhuna bir fatiha yada Kur’an-ı Kerim’den bir bölüm, yani aşır okunduktan sonra evden ayrılırken yine ölüye rahmet, kalanlara sabır dileğinde bulunularak oradan ayrılırlar.